Şans Sohbetleri: Zor günler geride kaldı, daha zoru geliyor

Posted by

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ bu hafta Şans Sohbetleri’nde iş dünyasının ve piyasaların ekonomi politikalarındaki kaygılarını masaya yatırdı. ‘Zorlu bir dönemin geride kaldığı, ancak daha zorlu döneme girildiği’ düşüncesinde hemfikir olan ikili, yeni bir paket veya program beklentilerini de tartıştı.

Güldağ, piyasalarda konuşulan iddialara parantez açarak buğday fiyatlarındaki yükselişe işaret ederken, Ağaoğlu pirinç tüketen Asya’nın buğday stoklamasına dikkat çekti. Petrol fiyatlarında ise kısa vadede düşüşün kolay olmayacağını ifade eden Ağaoğlu, 135-140 dolar seviyelerinin görülebileceğini söyledi.

Güldağ: İş dünyasından maalesef pozitif şeyler duyamıyoruz. Bir sanayici dostumuzla yaptığımız sohbette “zor dönemden geçtiğimizi” ifade edince, “Zor dönemler geride kaldı. Artık çok zor dönemlere giriyoruz” dedi. Her şeyin ikinci piyasası oluştu. POS tefecileri hortladı. Son 15 günde kredilere de sert bir fren geldi. Şirketler temerrüde düşmemek için yüzde 30’la çek bozduruyor. Artık durum neredeyse şirketlerin kendi arasında borçlanacağı pozisyona gelecek. Özetle çizilen tabloların hiçbirinde olumluya gidiş yok ve herkes birbirine “biz nereye gidiyoruz” diye soruyor. Bunun cevabını bilen de yok. Yeni bir program isteği, beklentisi var ama bunun da geleceğine dair bir işaret yok. Herkes birbirine “CDS bugün kaç oldu” diye, biraz da dalga geçerek soruyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun, mutlaka sana da bu yönde pek çok eleştiri geliyordur…

Ağaoğlu: Bir iş adamı arkadaşım aradı. “Ya Ali Beyciğim, bu CDS çok yükseliyormuş, onu nasıl alırız” diye sordu. Yani iş şirazesinden çıktığı için haliyle insanların da şirazesi kaydı. İş dünyasının paket beklentisi… Daha nice paketler gelir. Ancak, gelen her paket bir önceki paketinden çalışmadığı bir yeri kapatmaya çalışıyor, onun da çalışmadığı onlarca yeri olacak. Maalesef herkes hep kısa vadeyi düşünüyor. Bir paket gelecek “benim şu andaki problemimi çözecek” diyorlar, bunu çözdüğünüz zaman arkasında yüzlerce büyük problem daha yaratıyorsun. Buyurun size Kur Korumalı Mevduat sistemi. Piyasayı sakinleştirip bir tür time out verdiniz. İlk düşündüğünüz zaman kazandığınız bir müdahale idi. Peki kazandığımız zamanda ne yaptınız, hiçbir şey. Yeni bir paket hiçbir problemi çözmeyecek. Çünkü makro bir problem var. Makro probleme de makro bir çözüm gerekiyor. Siyasi irade o gereken çözümü hiçbir zaman önceliklendirmediğini ısrarla söylüyor. Nitekim, “faiz artışı beklemeyin” dediğiniz anda kur 16,80’lerden 17,22’lere geliyor.

Güldağ: ‘Enflasyonla mücadele yerine büyümeye öncelik’ yönündeki açıklamalara bakınca, insanlar ‘yuvarlandığımız yeri teorize ediyoruz’ diye tepki gösteriyor haliyle.

Ağaoğlu: Artık suiniyet aranmaya başlandı. Bu kadar kör gözüm parmağına bu iş yapılamaz diyorlar, yapılıyor. İş insanlarının yaşadığı fonlama problemi… Çeki yüzde 30’la kırdırıyor dediğinde vadeye bakılmaksızın ana para üzerinden iskonto yüzde 30. Bir yıllık çeki de kimse yüzde 30’a kırmaz, kırıyorlarsa hemen kırdırsınlar. Vadesi kısaldıkça bunun faizi yüzde 200, 300’lere kadar çıkar. Çok büyük bir maliyettir.

Güldağ: Bu arada maliyet demişken, Merkez daha önce sinyalini verdiği teminatta TL’nin ağırlıklarını artırdı. TÜFE’ye endeksli kıymetlerin iskonto oranı yüzde 15’ten yüzde 30’a çıkartıldı. Sen nasıl yorumladın?

Ağaoğlu: 300 milyarın biraz üzerinde TÜFE’ye endeksli tahvil vardı piyasada. TÜFE’nin bu kadar yüksek artışından sonra piyasa değeri 1 trilyon TL’ye yaklaştı. Yaklaşık 3 hafta önce yüzde 2 iskonto oranı vardı. Bankalar 1 trilyonluk tahvili Merkez Bankası’na verdiğinde 980 milyar lira fon kullanabiliyordu. İskonto yüzde 15’e, ardından da yüzde 30’a yükseltildi. Yani bankalar 1 trilyon TL karşılığında Merkez’den 700 milyarlık fon kullanabiliyor. Bu şu demek; sistem var olan kredi yapısı içinde 300 milyar yeni kaynağa ihtiyaç duyuyor. Veya önce bu 150 milyardı şimdi bu ihtiyaç 300 milyara çıktı. A) Kredi faizlerini yukarı çekiyor B) Sistemdeki likidite dolaşımını azaltıyor. Şimdi “bunu neden yaparsınız” sorusunu ben hakikaten anlamakta çok zorluk çekiyorum.

Güldağ: Merakla beklenen kira düzenlemesi de hayata geçti. Önümüzdeki temmuz ayına kadar kira artışlarına yüzde 25 sınır getirildi…

Ağaoğlu: İnanılmaz piyasa bozucu bir adım. Gayrimenkulü bir yatırım alternatifi olarak görmeyenlerdenim, ama siz eğer bir gayrimenkul yatırımı yapıp enflasyondan korunmaya çalışıyorsanız yüzde 25’le kiracıyı finanse ediyorsunuz. Ben ev sahibi olarak neden bunu finanse edeyim? Ve devlet birçok sözleşmeye karışır hale geldi. Anayasada sözleşme özgürlüğü olan bir ülkeyiz. Devlet bu kadar çok sözleşme özgürlüğüne kısıt mı getirirmiş? Getirdi ne işe yarayacak? Yani bana lütfen bir yıl içinde pasta genişletici bir önlem, pastayı büyüten bir önlem söylesin birisi. Bana benim bildiğim gelen bütün şeyler, hatta geçtiğimiz günlerde son bir yıl içinde alınmış önlemler nelerdir diye baktığımda pastayı büyüten hiçbir önleme rastlamadım. Hepsi pastayı tırtıklayan önlemler ve dengeleri son derece bozduk, nasıl düzelteceğimizi de gerçekten bilmiyorum, iş dünyasının sıkıntısı da zaten asıl burada kaynaklanıyor.

Güldağ: Anadolu’da bir söz vardır “Yaptığımız elek kalburdan seyrek” diye. Yani aldığın hiçbir önlemin aslında bir sürdürülebilirliği de yok. Hep sonuçlara odaklanan bir durum var.

Ağaoğlu: Kök sebeple uğraşmıyoruz. Hep pansuman tedavilere başvuruyoruz. Kök sorunu çözemediğimiz için de işimiz gerçekten çok zor.

Güldağ: Böyle bir ortamda politika değiştirmenin tam zamanı diye düşünülüyor. Ama o politikayı galiba çok bekleriz. Bütün sürdürülemez işaretlere rağmen böyle bir adım gelmeyeceği görülüyor.

Ağaoğlu: Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadeleri çok tartışıldı… “Türkiye’de enflasyon problemi yok, hayat pahalılığı var.” Para basmadığımız için bu böyle. Hazine’nin bütçe dengesi teorik olarak fena gitmiyor. Merkez Bankası’nın doğrudan Hazine’yi beslediği bir düzen yok. Bu da olduğunda zaten iş tamamen çığırından çıkacak ve hiperenflasyonları kaçınılmaz bir şekilde yaşıyor olacağız.

Güldağ: Emisyonlara, para tabanına baktığın zaman müthiş dikleşerek giden bir ivme içinde olduğu görülüyor.

Ağaoğlu: Biliyoruz da bilmesi gerekenler bilmiyor.

Güldağ: Peki ek bütçe hazırlığı var Ankara’da onu da mı bilmiyoruz?

Ağaoğlu: Biz biliyoruz. Politika yapıcıların bunu bilip bilmediğinden emin değiliz.

Güldağ: Bakalım önümüzdeki gelişmeler nereye doğru şekillenecek? Ama gerçekten zor dönemleri atlattık, çok zor dönemlere girmek üzereyiz gibi bir durum var. En sıkıntılı olan da bu zorlu süreçten nasıl çıkacağımızı bilmiyoruz. Bazen sorular üzerinden insanları düşündürmek de önemli. Çünkü herkesin bir hazırlık yapması lazım. O anlaşılıyor.

Asya bile buğday stokluyorsa düşünmek lazım

Güldağ: Buğday fiyatları bazı komplo teorilerinin de etkisiyle çok ciddi şekilde arttı. Ukrayna’da buğday hasadı var temmuzda ve Rusya’nın saldırabileceği dillendirildi.

Ağaoğlu: Manipülasyona destek verici bir dayanak. Ama Rusya’dan bunu beklemem.

Güldağ: Ama buğday silolarını bombaladı.

Ağaoğlu: Tarlayı bombalamak çok kolay iş. İnsanlar kötümser haberlere inanmayı daha çok tercih ederler. Tahıl için BM, Rusya, Ukrayna ve Türkiye arasında oluşturulabilecek bir mekanizma çalışması var. Bu buğday açısından pozitif bir haber. Ama pirinç tüketen Asya’nın bile buğday topladığı bir ortamda da her an her şey olabilir.

Petrolde 135-140 doları görebiliriz

Güldağ: Altında sakin bir görünüm izliyoruz. Petrol ise 120 doların üzerinde ısrarcı gibi…

Ağaoğlu: Spot altın 1850 dolar, gümüş 22 dolar civarında yatay seyrini sürdürüyor. Petrolde 120 doların üzerine yapışıp kaldık. Bazı raporlar 130, 145 dolar diyor. Bunlara eskiden daha az prim veriyordum ama şu anda senaryo bu tarafa doğru gelişiyor sanki. Rusya’nın kışa kadar bu işi sürdürüp kışın gaz silahını çok daha sert çekeceği düşünülüyor. Doğal gaz çok ciddi altyapılar gerektiriyor. Parasını geçtik, işin fiziksel olarak yapımı bile çok uzun zaman alır. Bunların olduğu bir ortamda enerji denklemi çok zorlu bir hale geldi. ABDiİran görüşmeleri zorlaştı haberleri biraz stresi artırdı. Ama ben bunu iyi haber olarak değerlendiriyorum. Ama bu işin çözüleceğini umuyorum. Bu cepheden iyi haber gelmeden kolay kolay petrol fiyatları düşmeyecek. Ama 135, 140 dolarları bekliyoruz gibi görünüyor şu anda.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.