Viktorya Döneminde Epey Ünlü Olan Fare Avcısı Jack Black Kimdir? Bilimsel Çalışmalara Nasıl Katkı Sağladı?

Viktorya İngilteresi’nin fareler tarafından istila edildiğini biliyor muydunuz? Evlerin bodrumunda, lağımlarda, bahçelerde, parklarda hatta su borularında fareler bulunuyordu. Sayısız fare, tarım alanlarını ve mahsulleri mahvetti; gıda stoklarını bozdu, kanalizasyonları tıkadı ve Avrupa nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ını öldüren bir vebanın yayılmasına neden oldu. Peki, bu felaketlere yol açan fare istilasına karşı ne çözüm bulundu? Cevabı içeriğimizde?

Kaynak: https://www.mentalfloss.com/article/9…

Halk, fare istilasını durdurmak için birçok yola başvurdu. Çiftçilerin fareleri yakaladıklar, boyunlarına çan taktıkları veya tüylerini yaktıkları biliniyordu. Bıyunlarına takkılan çanın diğer haşereleri korkutup kaçıracağına inanılırdı. Bu yöntemler işe yaramadı.

Jack Black adında bir adam, şöyle bir açıklamada bulundu:

 “Fareler, Londra’nın her yerinde. Zengin muhitlerde de var, yoksul muhitlerde de.”  

Black’in sözüne güvenilirdi. Neden mi? Çünkü o bir kraliyet fare avcısıydı.

Fare avcılığı, Viktorya döneminde oldukça popüler ve zaman zaman kazançlı olan bir meslekti. Yazar Barbara Tufty’e göre, iyi bir fare avcısı günde on üç fare yakalarsa veya yılda en az beş bin fare yakalarsa özel ayrıcalıklara sahip olabilirdi.

Bu iş o kadar yaygınlık kazandı ki, ülkede bulunan kemirgen avcıları kendi loncalarını kurdular. Farelerin bu istilası, popüler bir halk hikayesine de ilham verdi: Fareli Köyün Kavalcısı. Hikayenin ana karakteri ise bir fare avcısıydı.

Viktorya döneminde, Jack Black fare avcılarının kralı olarak görülürdü. Resmi olarak, “majestelerinin fare ve köstebek yok edicisi” olarak tanınan Black, Londra’nın kraliyet parklarının farelerle dolup taştığını fark ettikten sonra hükümet adına çalışmaya başladı.

O dönemde kemirgenler, köprü kanallarına bile zarar vermişlerdi. Kemirgenleri yakalama konusundaki yeteneğinin emsalsiz olduğunu kanıtlayan Black, sonunda Kraliçe Victoria tarafından ‘en yüksek fare avcısı’ makamına atandı.

Black, bir saray soytarısı görünümünü korurken makamının verdği güvenle kraliyet ailesinin cüretkarlığıyla Londra’da dolaşırdı.

Şovmen yönünü hiçbir zaman terk etmeyen Black, farelerle dolu bir el arabasıyla şehirde dolaşır ve ev yapımı haşere ilaçları satardı. Bir kalabalık bulduktan sonra küçük bir sahne kurar, dev fare kafesini açar ve içine girerdi. Kafesteki fareler kollarına atlar, omuzlarının üzerinde durur ve  bir elinden diğerine koşarlardı. Kalabalık, bu gösterinin karşısında coşkulu bir şekilde ıslık çalardı.

Black, fareler tarafından nadiren ısırılırdı. Ne zaman ısırılsa bir birahaneye gidip biraz ilaç alarak ve siyah bir bira türü olan Shout içerek yarasını tedavi ederdi. Yara, gözüne kötü görünürse temizlemeyi de ihmal etmezdi.

Sokaktaki insanları gösterisiyle büyüledikten sonra, ev yapımı haşere ilacını satmaya başlardı. Kemirgen ilacı satarak geçirdiği keyifli bir öğleden sonranın ardından Black, daha fazla fare yakalamak için bir dağ gelinciği ve köpekle birlikte Londra’nın bodrum katlarına ve kanalizasyonlarına inerdi. Black, gelincikleri haşarat kokusunu alması için eğitirken, köpekleri de gelinciklerin kaybolmaları veya bir kanalizasyon borusuna sıkışmaları durumunda izini sürmeleri için eğitmişti. Black, haşarat yakalamak için diğer hayvanları kullanmayı denese de en iyi seçeneklerin gelincik ve köpek olduğunu tespit etmişti. Daha önceki çalışmalarında porsuk, rakun ve maymun yetiştirmişti.

Black, her yakaladığı fareyi öldürmezdi. Onları sık sık hayatta bırakır, hayvan sporu adına onları beslerdi.

19. yüzyıl Avrupası’nda, hayvanları içeren birçok kan sporu mevcuttu. Black’in zamanında, düzinelerce farenin bir köpekle birlikte bir çukura atıldığı fare tuzağı, Londra meyhanelerindeki en popüler eğlencelerden biriydi. Kan sporu o kadar sevildi ki, hükümet fare öldüren köpekleri destekleyici eylemlerde bulundu. Londra’nın önde gelen fare çukuru sahibi Jimmy Shaw, Black gibi fare avcılarından her yıl toplam 26.000 canlı fare satın alırdı.

Black, daha farklı nedenlerle de fareler yetiştirdi. Bazı insanların kemirgenleri evcil hayvan olarak beslemek istediğini biliyordu. Bu yüzden “süslü” fareler üretmeye başladı.

Ne zaman farklı renkte bir fare keşfetse, onu ‘hanımların sincap kafeslerinde tutması’ için satardı. Black, süslü fare yetiştirme becerileriyle gurur duyardı. Kraliçe ve yazar Beatrix Potter için bile fare yetiştirdiği söylenmekte. Jack Black ayrıca dünyada şimdiye kadar bilinen en iyi alaca fare koleksiyonunu yetiştirdiği iddiasında bulundu.

Bunun doğru olduğu düşünülmekte: Amerikan Fantezi Sıçan ve Fare Derneği, Black’in “ilk gerçek evcil farelerin yaratıcısı” olarak kabul edilebileceğini söylemekte.

Ancak Jack Black’in mirası daha derin olabilir: Philadelphia’da yetiştirilen ilk beyaz laboratuvar faresi, fare avcısı tarafından yetiştirilmiş olabilecek bir albino farenin soyundan gelmekte oolduğu keşfedildi.  Emin olmanın hiçbir yolu  olmasa da Robert Sullivan’ın Fareler: Şehrin En İstenmeyen Sakinlerinin Tarihi ve Habitatına İlişkin Gözlemler adlı kitabında bazı bilimsel çalışmaların fare avcısı Jack Black’in çalışmasının sayesinde olduğunu belirtti.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*